tarihinde yayınlandı

Böğürtlen Reçelinin Faydaları Nelerdir ?

doğal böğürtlen reçelinin faydaları

Böğürtlen Reçelinin faydaları ‘na değinmeden önce kısaca köy deneyiminden bahsedeyim.

Hava tertemiz, çeşmelerden bizim para verip aldığımız memba suları buz gibi akıyor, kuşlar şarkılar söylüyor, böcekler uçuşuyor…her yerde tatlı bir telaş var.

Köylüler çok yoğun; karınca gibi kışa hazırlık yapıyor: kimisi hayvanları için kışlık ot topluyor, kimisi nohut harmanı ile meşgul ve bir çok diğer iş… Yoğun ama huzurlu ve mutlular, böyle bir ortamda kim mutlu olmaz ki?

Böğürtlen ve orman erikleri toplandı; sizler için böğürtlen reçeli ve yabani erik reçeli hazır ve, www.manyaskoypazari.com ‘da satışta.

Böğürtlen Reçeli Karamuk 370 gr kavanoz

İlk siparişinize özel 30 TL indirim, ürünleri sepete at, ödeme sayfasında kupon kodu kutucuğuna hosgeldin yazıp kullana tıkla. (en az 790tl siparişlerde geçerlidir)

Yabani böğürtlenin faydalarını nelermiş size kısaca bilgi vereyim.

Yabani Böğürtlen Reçelinin Faydaları:

Böğürtlenin, diğer ismi ile karamuk’un faydalarından söz etmek için doğal olanını kullanılması gerekmektedir. Piyasada yaygın halde bulunan böğürtlen, yetiştirilmiş böğürtlen olup, meyvelerini irileştirmek ve toplarken kolay olsun diye dikenleri köreltilmiş GDO’lu böğürtlendir. Bunun faydasından bahsetmek pek gerçekçi olmayacaktır. Böğürtlenin faydalı olanı ormanda kendi kendine yetişmiş olandır. Bunu bulup tüketmeye çalışılması daha yararlı olacaktır. Şimdi böğürtlen reçelinin faydaları nelermiş bakalım.

  • Kan şekeri kontrolüne yardımcı olurlar
  • Beyni korur
  • Sindirimi geliştirir
  • Kalp sağlığını destekleyebilir
  • Bağışıklığı kuvvetlendirir
  • Kemik sağlığını destekler

Yabani böğürtlen reçelini, Manyas Koçoğlu Köyündeki meşe ormanlarından topladığımız böğürtlen ile hazırladık, nefis oldu. İçinde; yabani böğürtlen, Susurluk Şeker Fabrikasının pancar şekeri ve limon var. Koruyucu, katkı maddesi yoktur. Yediğinizde markette satılanlara göre ne kadar farlı bir yerde olduğu göreceksiniz. Satın almak için lütfen tıklayınız.

Google hesabımızı takip edip yorum yapabilirsiniz.

Önemli Not:

Yazımızda yer verdiğimiz bilgiler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuştur. Sizlere öneri ve bilgi vermek amaçlanmıştır. Bu yazıdaki içeriğin, kesin teşhis ve tedavi özelliği bulunmamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurmanız gerektiğini ve doktorunuzun önerdiği tedavi yöntemini uygulamanız gerektiğini önemle hatırlatırız.

Sevgiler,

Barış Çetin

tarihinde yayınlandı

Ihlamur Kaynatılır mı?

Babaannem sağken köye gittiğimde maşınganın üzerinde kaynamakta olan ıhlamur bulunurdu hep. Yani eskiler ıhlamuru kaynatırlardı. Çünkü ıhlamur kaynadıkça kokusu güzelleşir, rengi kıpkırmızı, tadı da oldukça güzel olurdu.
Günümüzde uzmanlar ıhlamur da dahil bitkilerin kaynatılmadan 8-10 dakika demlenerek tüketilmesini öneriyorlar. Kaynatılan ıhlamurda yaralı polifenol miktarının azaldığını belirtiyorlar.
Adaçayı, nane, papatya, kekik vb. neyi kaynatırsan kaynat tadında acılaşma oluyor ıhlamur hariç. Ihlamuru kaynatınca tat ve koku daha güzelleşiyor.
Bu ilginç durum, ıhlamurun kaynatılmaması gerektiği gerçekten doğru mu? sorusunu aklıma getirdi ve biraz araştırma yaptım. Ortaya çıkan sonuç ıhlamur kaynatılmamalı oldu. Kaynatılan ıhlamur tat, koku ve görünüm açısından güzelleşirken ıhlamurun faydaları kayboluyor.
Araştırmamda gördüm ki  diğer bitkiler kaynatıldığında zararlı maddeler açığa çıktığı belirtilirken ıhlamur için sadece faydasının kaybolduğu belirtiliyor.

Ihlamur Nasıl Hazırlanır?

Ihlamur ideal olarak şu şekilde hazırlanmalı:

Önce demliğinizin ebadına göre yeterince ıhlamuru alıp soğuk suyla yıkayıp süzün. Sonra demlik içine ıhlamurları koyup üzerine taze kaynamış suyu ekleyip, demliğin kapağını kapatın. 8-10 dakika bekledikten sonra afiyetle içebilirsiniz.

tarihinde yayınlandı

Isırgan Otu- Ormandan Toplama – 50gr’lık paket

Yabani ısırgan otu

Isırgan Otu Orman Ürünüdür.
Ormanda insan müdahalesi olmadan kendi kendine yetişen ısırgan yani Mayıs Isırganı. Mayıs Ayında toplandık sonra ayıkladık, kuruttuk ve tüketime hazır hale getirdik.

Isırgan Otu Al – 50 gr’lık Paket

Çay olarak önerdiğimiz ısırgan hazırlama önerisi: 1 çay kaşığı kuru ısırgan otunu kaynamış suya atarak 10 dakika demleyin. Otları süzerek servis yapın.

Isırganımız 50 gr’lık paketler halinde siz lezzet tutkunlarının beğenisine sunuyoruz.

Isırgan, emzirme yapan anneler tarafından çok tercih ediliyor.

Tatlandırıcı olarak bal çok iyi gider. Bal şekersiz gerçek baldır, ilgili video için tıklayınız.

Ayrıca, bitki çaylarımızın tümünü görmek için lütfen tıklayınız.

Isırgan nasıl kullanılır?

tarihinde yayınlandı

Hatmi Çiçeği Faydaları

Gülhatmi Çiçeği Faydaları

Hatmi çiçeği faydaları nedeniyle özellikle kış aylarında rağbet gören şifalı bir bitkidir. Hatmi çiçeği, son zamanlarda özellikle televizyon programlarında uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir. Bazı yörelerimizde  “Hire”, “Devegülü”, “Silindir Çiçeği”, “Gülhatmi” olarak da bilinen bu bitki, ebegümecigiller (Malvaceae) familyasından çok yıllık otsu, çiçekli bir bitkidir.

Devamını Oku Hatmi Çiçeği Faydaları
tarihinde yayınlandı

Ekinezya Çayı Faydaları

Ekinezya Faydaları

Ekinezya çayı faydaları ve çayı nasıl demlenir bu yazıda ele almaya çalıştım. Mevsim değişikliklerinin vücudumuz direncini düşürür. Özellikle kış aylarında, grip ve soğuk algınlığından korunmak mümkün. Bunun için de uzmanların önerilerinden biri de ekinezya çayı. Ekinezya veya diğer adıyla kirpi otu nedir? Faydaları nelerdir? Nasıl tüketilmeli?

Ekinezya Nedir?

Ekinezya diğer adıyla kirpi otu çok eski bir şifa otu olarak bilinir ve birçok eski kültür ilaç olarak kullandı. Özellikle Kuzey Amerika’nın yerlileri kirpi otunu öksürüğe, boğaz ağrılarına ve iltihaplanmalara karşı ilaç olarak kullanmışlardır. Geleneksel tıpta solunum ve idrar yolları iltihaplanmalarında ve zor kapanan dış yaralarda kullanılıyor. Ekinezyanın en yaygın kullanım alanı soğuk algınlığıdır.

Ekinezya (Kirpi Otu) Çayı Faydaları Nelerdir?

Yapılan bilimsel nitelikteki deneysel (deney hayvanları ve hücre kültürleri üzerinde) ve klinik (insanlarda) çalışmaların ekinezyanın soğuk algınlığı etkenlerine karşı vücudun bağışıklık sistemini desteklediğini belirten Prof. Dr. Erdem Yeşilada, “Yayımlanan çalışmalarda ekinezya ürünlerinin soğuk algınlığı, uçuk gibi virüsler üzerinde öldürücü etkisi bulunduğu gördük. Bu çalışmalarda, ekinezyanın hem bu virüsleri öldürdü hem de virüslerin yol açtığı iltihap etkenlerinin miktarını kontrol ederek boğaz ve akciğerlerdeki iltihabın yol açacağı hasarı engellediği yazılı” dedi.

Ekinezyanın etkisi değişiyor

Ekinezya ürünlerinin soğuk algınlığı ve nezle üzerinde klinik etkinliğini ortaya koyan çalışmalara bakıldığında sonuçların tartışmaya açık olduğunun görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Erdem Yeşilada, “Konunun bilimsel olarak, tarafsız bir şekilde değerlendirildiğinde bir etki varsa vardır, yoksa yoktur. Eğer bu şekilde istikrarsız sonuçlar görülüyorsa, o zaman deney yöntemi ve uygulama sorunları söz konusu olduğunu, aslında bitkisel ilaçlarla yürütülen çalışmalarda bunun sık görülen bir durum olduğunu söylüyor. Bunun en önemli etkenleri, deneylerde kullanılan ilacın kalitesi, ilacın uygulandığı süre ve miktarıdır. Dolayısıyla yeterli kalitede güvenilir ürünleri, önerilen süre ve miktarlarda kullanmak önemli” dedi.

Ancak Tüketirken dikkat! 45 günden fazla kullanılmamalı

Öncelikle güvenilir kalitede ekinezya ürünü seçmek ve önerilen miktarlarda uygulamak gerektiğini ifade eden Yeşilada, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeterli seviyede etki sağlaması için en az bir ay kullanmak gerekir. Ancak 45 günden uzun süre ile sürekli kullanılması önerilmemektedir. Sonuç olarak, özellikle soğuk algınlığı riskinin yükseldiği kış dönemlerinde doğanın bizlere sunduğu bu etkili ve güvenilir silahlardan yararlanmak en akılcı yaklaşımdır. Hiç şüphesiz, öncelikli hedef “hastalığa yakalanmamak”, bu konuda bağışıklığı destekleyici bu tip ürünler koruyucu olarak yararlı olabilmektedir. Hastalığa yakalandığınızda ise bu tip ürünler ile uygulanan temel tedavinin yanı sıra şikayetlerin hafifletmek için yararlıdır”

Ayrıca, Dr. Gökhan Güler yazısında şunu da belirtti: “Bağışıklık sistemini güçlendirdiği yapılan deneylerle ispatlanmıştır. Annals of İnternal Medicine dergisinde yayınlanan klinik bir araştırmada Ekinezya bitkisinin soğuk algınlığına yakalanma ihtimalini ciddi oranda azalttığı saptanmıştır.”

Ekinezya Çayı Nasıl Tüketiliyor?

En doğal ve etkili yöntem çay olarak tüketmektir. Çünkü çay olarak tüketilmesinin en doğal ve etkili yöntem olduğunu uzmanlar belirtiyor.

Günlük kullanım: ekinezya bitkisinin sıcak suda 10-15 dakika bekletin. Elden edilen bitki çayının günde 3-5 fincan tüketilmesi uygundur. Bağışıklık sistemini aktivite etmek için: Sonbahar başından ilkbahar aylarına kadar 8 hafta sürdüreceğiniz kürler (günde 3 fincan) uygulayın. İhtiyaç duyduğunuzda 2 hafta ara verilerek devam edebilirsiniz.

Ekinezya bitkisinin komplikasyonları (yan etkileri) nelerdir?

Ek olarak, Dr. Gökhan Güler yazısında: “Gebelikte Ekinezya bitkisi asla kullanılmamalıdır. Sürekli kullandığınız bir ilaç varsa doktorunuza danışmadan Ekinezya kullanılmamalıdır. Belirli aralıklarla kullanılmalıdır. Bebeklere ve çocuklara Ekinezya bitkisi vermeyin. Oto immün hastalığı olan kişiler Ekinezya bitkisini kullanmamalıdır. Ekinezya papatyagiller ailesine bağlı olduğu için papatya bitkisine alerjisi olan kişiler kullanmamalıdır. Multipl Skleroz (MS), romatoid artrit ve lupus hastalığı olanlar doktor kontrolünde kullanmalıdır.” şeklinde belirtiyor.

Ayrıca, Ekinezyanın yararlarını ve kullanıldığı alanları özetlersek:

  • Ağrı kesici özelliği için kullanılıyor
  • Bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanılıyor
  • Grip ve nezleye karşı koruma için kullanılıyor
  • Enfeksiyonları önlemek için kullanılıyor
  • Detoks etkisi için kullanılıyor
  • Vücut kırgınlığını ve halsizliği gidermek için kullanılıyor
  • Böcek ve yılan ısırığında tedavi edici etkisi için kullanılıyor
  • Diş ağrısını hafifletme etkisi için.

Önemli Not:

Yazımızda yer verdiğimiz bilgiler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuştur. Sizlere öneri ve bilgi vermek amaçlanmıştır. Bu yazıdaki içeriğin, kesin teşhis ve tedavi özelliği bulunmamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurmanız. Üstelik doktorunuzun önerdiği tedavi yöntemini uygulamanız gerektiğini önemle hatırlatırız

tarihinde yayınlandı

Papatya Çayı Faydaları Nelerdir?

Papatya Çayının Faydası

Papatya Çayı Faydaları, farklı türlerde antioksidan içermesinden kaynaklanmaktadır. Pataya çayı,doğal tadının yanı sıra vücuda çeşitli yararlar sağlayan popüler bir içecektir. Papatya çiçeklerinin Mayıs ayında toplanıp kurutulur ve çay olarak kullanılır. Bu çay, kafein içermemesinden dolayı yeşil veya siyah çaya alternatif olarak tüketilebilirsiniz.  Bu antioksidanların bazıları, kalp hastalığı ve kanser gibi çeşitli hastalıklara yakalanma risklerini azaltmada rol oynayabilmektedir. Papatya çayı aynı zamanda, sindirim sistemine ve uykuya yardımcı olabilecek özelliklere sahiptir. Bu yazıda, papatya çayının 5 potansiyel sağlık yararı bilimsel veriler ışığında sizleri aydınlatmak için derlenmiştir. Papatya çayı faydaları ‘ndan bahsedebilmek için kullanılan papatyanın, Mayıs ayının mis kokulu minik papatyası olması gerekiyor. Büyük ve albenisi daha fazla olan ve yaygın olarak satılan papatya türü, tıbbi papatya çayı faydaları içermemektedir.

Tıbbi Papatya Al

Devamını Oku Papatya Çayı Faydaları Nelerdir?
tarihinde yayınlandı

Bal Şekerlenir mi?

Bal şekerlenir mi? sorusuyla ilgili insanların kafasının karışık olduğunu bildiğimden gerçek bal donar mı donmaz mı? konusuna değinmek istedim.

Donan, kristalize olan balın içinde şeker olduğu inancı var ama bu gerçek değil çünkü gerçek ham bal soğukta kristalize oluyor. Kristalize bazı çiçeklerin polenleri yoğun olduğunda çabuk, bazı cins çiçeklerin balında daha geç ve zor oluyor sadece. Ama sonuçta gerçek bal kristalize olur.

Ayrıca Instagramda 1,6 Mn takipçisi olan gıdadedektifi hesabı konuyu çok güzel açıklamış. Onun yazısını olduğu gibi sizinle paylaşıyorum. Bal şekerlenir mi?
“Bugün birçok takipçimizin sorduğu ve halk arasında “şekerleme” olarak tabir edilen baldaki kristalleşme meselesine değineceğiz. Bu durum aslında genel kanının aksine balın doğallığına ve pastörize edilmediğine işaret ediyor. Balın kristalleşen görüntüsü ve farklılaşan yapısı sebebiyle tüketiminden kaçınılmasından dolayı ısıl işlem görmüş ballar yaygın olarak tüketiliyor. Oda sıcaklığında kristalleşmeyen, kusursuz kıvamdaki balların yüksek ısıda ısıtılarak yapısı değiştiriliyor. Çok küçük filtrelerle filtre edilen ballarda bu kristalleşmeye engel olunur fakat balın doğal besin değeri de kayboluyor. “Ham bal” olarak tüketiciye sunulan ballarda ise ısıl işlem ve yüksek mikronda filtreleme yapılmadığından dolayı bu kristalleşme meydana geliyor.
Peki kristalleşen balları nasıl yeniden sıvı hale getireceğiz? Elbette bunun tek yöntemi bala yüksek ısı uygulayıp yapısını bozmak değil… Benmari usulüyle kristalleşen balınızı yeniden sevdiğiniz dokuya ulaştırabilirsiniz.
Bunun için balınızı cam kavanozunda 40-45 santigrat derece sıcaklıkta ısıttığınız suda bekletebilirsiniz. Balınızın yapısına göre değişen sürelerde yapılan bu benmari usulü ısıtma sonrasında balınız yeniden istediğiniz kıvama gelmiş olacak, balın doğal yapısına da zarar gelmeyecek.
Benmari yöntemini dilediğiniz kadar tekrarlayabilir, balınızı güvenerek tüketebilirsiniz.”

Sonuç olarak, gerçek ve besin değeri yüksek bal donar yani kristalize olur. Bunun nedeni içerisinde polen barındırması ve ısıl işlem görmemesidir. Balınız donduysa şanslısınız çünkü balınızın besin değeri ve faydalı madde oranı yüksek.

Youtube kanalımızda köyümüz ile ilgili videoları izleyebilirsiniz.

Önemli Not:

Yazımızda yer verdiğimiz bilgiler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuştur. Sizlere öneri ve bilgi vermek amaçlanmıştır. Bu yazıdaki içeriğin, kesin teşhis ve tedavi özelliği bulunmamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında; mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Doktorunuzun önerdiği tedavi yöntemini uygulamanız gerektiğini önemle hatırlatırız



tarihinde yayınlandı

Kantaron Yağı 100 ml

Doğal Kantaron Yağı Satın Al

Kantaron yağı Orman Ürünüdür.

Katkısız, doğal.

Meşe ormanı içindeki kırlık açıklıklardan topladığımız sarı kantaron çiçeğini ve soğuk sıkım saf zeytinyağı ile sarı kantaron yağını yaptık.
Harici Kullanım alanları: Yaralar, sivilceler,kuru ciltler, çatlaklar, egzama, cilt lekeleri ve kırışıklıklar. İlgili yüzeye sürerek iyice yedirin.

Sarı kantaron yağımızı ağız yolu ile de tüketebilirsiniz. Tavsiye edilen günlük kullanım miktarı en fazla 1 tatlı kaşığıdır.

Kantaron yağının kullanım alanları ve faydaları hakkında detaylı bilgi almak için tıklayınız.

100ml’lık şişede sizlerin beğenisine sunuyoruz. 250 ml sarı kantaron yağımız mevcuttur.

Sarı kantaron çayımız da mevcuttur.

tarihinde yayınlandı

Yemişleri Neden Kabuklu Saklamalıyız?

Kabuklu Yemişler

Yemişleri neden kabuklu saklamalıyız sorusunun yanıtını bu yazımızda vermeye çalıştık.

Kabuklu yemişler, genellikle kabuğundan ayrılıp kavrularak tüketiciye sunuluyor. Bunun nedeni ayıklama işlemiyle uğraşmak istememek ve kavrulan yemişin daha lezzetli olmasıdır.

Ancak sağlık düşünüldüğünde kabuklu yemişlerin çiğ olarak tüketilmesi ve tercihen kabuklu satın alınıp saklanması gerekmektedir.

Kabuklu yemişlerin kabuklu tercih edilip çiğ tüketilmesi, yemişin besin değeri açısından önemli.

Yemişleri satın alırken kabuklu alın ve kabuklu halde saklayın, lazım olduğunda gerektiği kadar miktar kabuktan çıkartıp tüketin. Çünkü kabuğu çıkarılmış yemişlerin besin değeri ve antioksidan içerikleri azalmaktadır.

Ceviz, badem ve fıstık gibi kabuklu yemişler doğal olarak ambalajlıdır. Hava ile temas edince içlerinde bulunan faydalı yağlar okside olup bozulur. Bu nedenle kabuklu olarak satın alınması tercih edilmelidir.

Ayrıca, kavurma işlemi badem, fıstık ve cevizin dış zarınının faydalarını yok eder. Bu zar liften zengin ve çok faydalıdır. Üstelik, kavurma işlemi sırasında badem, fındık, fıstık, cevizin içerdiği faydalı yağlar yüksek ısı sebebi ile transyağa dönüşür ve sağlık için risk oluşturabilir. Isıl işlem ile yemişler içeriğindeki yüksek kaliteli protein mineral ve vitaminlerini yitirir.

Sonuç olarak, kabuklu kuruyemişlerin besleyici özelliklerinden faydalanmanız için çiğ tüketmeniz daha iyidir. Ceviz, badem, fıstık ve fındık gibi kabuklu yemişleri, kabuklu olarak saklamak ve ancak yiyeceğiniz kadarının kırarak taze olarak tüketilmesi tercih edilmelidir.

Doğal, çiğ kabuklu yemişleri nereden bulabilirim diyorsanız sitemize göz atmanız yeterli.

Youtube kanalımızda köyümüz ile ilgili videoları izleyebilirsiniz.

Önemli Not:

Yazımızda yer verdiğimiz bilgiler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuştur. Sizlere öneri ve bilgi vermek amaçlanmıştır. Bu yazıdaki içeriğin, kesin teşhis ve tedavi özelliği bulunmamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında; mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Doktorunuzun önerdiği tedavi yöntemini uygulamanız gerektiğini önemle hatırlatırız